İmamoğlu: Seçimi ‘Darbe Girişimi’ Olarak İlan Etmek, Darbeciliğin Ta Kendisidir

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Manisa’nın Akhisar ve Turgutlu vatandaşlara seslendi. İmamoğlu, “Bir seçimi ‘darbe girişimi’ olarak ilan etmek, darbeciliğin ta kendisidir. Demokrasiyi anlamamaktır. Demokrasiye ihanet etmektir. Demokrasiye ihanet için uğraşanlar, ayağını denk alsın. İstanbul’u hatırlasın. Onlar kazanınca siyasi irade tecelli ediyor; başkası kazanırsa onun adı ‘darbe’ oluyor. Bu saçmalıklarla, bu ülkenin düzgün, namuslu, makul insanlarını kandırabileceklerini düşünüyorlar. Vatandaşın oy kullanarak darbe yapacağını düşünen insanların gerçekten aklı kıt olduğunu düşünüyorum. Bunların aklından kimseye hayır gelmez. Bunların millete saygısı da yok. Kimse bu aziz millete, 86 milyon insanımıza efendilik taslamasın” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Ekrem İmamoğlu, Manisa’nın Akhisar ve Turgutlu ilçelerinde vatandaşlara seslendi. İmamoğlu’na Akhisar ve Turgutlu buluşmalarında; CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Akhisar Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Turgutlu Belediye Başkanı Çetin Akın eşlik etti. Eşi Dilek İmamoğlu ile babası Hasan İmamoğlu da İmamoğlu ile birlikteydi.

Akhisarlı, aerobik jimnastikte dünya şampiyonu Ayşe Begüm Onbaşı’yı anan İmamoğlu, şunları söyledi:

“Ayşe Begüm kızınızın başarılarını alkışlıyorum. İnşallah onu Olimpiyat şampiyonu yapacağız. Sporu özellikle açtım cümlelerimin başında. Spor, sadece kazanmak için yapılmaz. Gönüllere girmek için yapılır. Ben ilk ilçe belediye başkanı olduğumda ‘En çok ne istersin’ dediler. Şimdi 450 bin nüfusu oldu, o zaman 250 bindi Beylikdüzü nüfusu. ‘Allah kalbimi biliyor, her şeyden çok bu ilçede oturan 250 bin insanın gönlüne girmek isterim’ demiştim, ‘Oy versin vermesin.’ Onun için spor, sadece şampiyonluk değildir. Gönüllere girme meselesidir. Sporda ve siyasette, düşmanlık olmaz. Rakibe ‘düşman’ denilmez. Düşman gibi davranılmaz. ‘Düşmanlar’ hiç denilmez. Sadece ve sadece rakip olurlar. Çıkar, yarışırsın ya yener ya da yenilirsin. Ha ben bunlara karşı hiç kaybetmedim. Onu söyleyeyim bu arada. Ama yenilirsen de rakibini tebrik edersin. Yoluna devam edersin. Siyaset bu, spor gibi centilmence kurallara uygun yapmak gerekir.

Size İstanbul’dan 16 milyon insanın selamını getirdim. 14 Mayıs’a az kaldı. Takvime bakmaya gerek yok. İktidardakilerin söylediklerine bakın, seçime ne kadar az kaldığını anlarız. Bunların kimyası bozuldu. Seçimi kaybettiklerini anladılar. Ağızlarından çıkanı kulakları duymaz oldu. Neymiş? 14 Mayıs seçimleri siyasi darbe girişimiymiş. Bak, bak, bak, bak, bak! Bunlar, demokrasi nedir unuttular. Hatırlatacağız onlara demokrasiyi. Millet iradesi nedir, unuttular. Ülkeyi kendilerinin, babalarının tapulu malı zannediyorlar. Devleti kendi şirketleri zannediyorlar. 14 Mayıs’ta güle oynaya, kardeşçe oy kullanacak 86 milyon insanımızı darbeci ilan etmek tam bir akılsızlıktır. Bunların dediğine göre; 14 Mayıs’ta sandıkları açacağız. Milletin verdiği oylara bakacağız; darbe olmuş mu, olmamış mı? Nasıl anlayacağız? Cumhur İttifakı kazanırsa, sorun yok. Öyle diyorlar. Ama milli irade tecelli ettiği anda, Millet İttifakı kazanırsa, o zaman darbe var. Bak, bak, bak, bak…

“ONLAR KAZANINCA SİYASİ İRADE TECELLİ EDİYOR; BAŞKASI KAZANIRSA ONUN ADI ‘DARBE’ OLUYOR”

Seçim günü oy kullanan milyonlarca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bu şekilde itham edilemez. Bu akıl değil, bu ahlak değil. Böyle siyaset olmaz. Böyle seçim olmaz. Böyle vatanseverlik olmaz. Onlar kazanınca siyasi irade tecelli ediyor; başkası kazanırsa onun adı ‘darbe’ oluyor. Bu saçmalıklarla, bu ülkenin düzgün, namuslu, makul insanlarını kandırabileceklerini düşünüyorlar. Bunların millete saygısı da yok. Bunların kendilerinden başka düşündükleri hiç kimse yok. Sadece kendilerini düşünüyorlar. Vatandaşın oy kullanarak darbe yapacağını düşünen insanların gerçekten aklı kıt olduğunu düşünüyorum. Bunların aklından kimseye hayır gelmez. Zaten gelmedi. Siyaset savaş değil. Siyaseti ölüm-kalım gibi göstermeye kalkanlar, milletin iradesinden korkanlardır. Siyasetin o tarafına bakanlar korku büyüyünce -şu an biraz korkuları büyüdü- insan ne yaptığını ne dediğini bilmez hale gelir. Sapla samanı karıştırır. Bunlar da o hale geldiler.

“BUNLARI İYİ TANIYIN”

Hatırlayın; 31 Mart 2019’dan sonra da aynısını İstanbul’da bize yapmaya kalktılar. Hatta bir adım ileri gittiler. Seçimi iptal ettiler. Hatta, önce ‘Bir oyla bile seçim kazanılır’ dediler, sonra ‘Sen 13 bin oyla seçimi kazanacağını mı zannediyorsun’ dediler? Millete bu şekilde çıkıp konuştular. Ne yaptı millet? Şöyle okkalı bir 806 bin oyluk demokrasi tokadı atıverdi. Hatırlayın, niçin iptal ettiler? Aynı zarfa atılan üç oya ‘gerçek’ dediler, bir oya ‘sahte’ dediler. Bunu milletin gözünün içine baka baka utanmadan söylediler. Şimdi ne demek istiyorlar? Bazı vatandaşların oyu eğer onlara gidiyorsa, milletin iradesi; bazı vatandaşların oyu, Millet İttifak’ına gidiyorsa o ‘siyasi darbe.’ Bunları iyi tanıyın. 14 Mayıs’ta bu ülkenin dört bir yanındaki eşit, onurlu ve saygın vatandaş, çok basit bir şey yapacak. Beş yıl süreyle kendine hizmet edecek, hizmetkarını belirleyecek. Devletin işi, hizmet değil mi? Devletin işi hizmet. Kime? Bunlara göre bir avuç insana. Bize göre, size, millete hizmet.

“MİLLET SİZİ TIPIŞ TIPIŞ EVİNİZE YOLLAYACAK”

Siyasetçiler, yöneticiler milletin hizmetkarıdır. Öyle değil mi? Millet artık sizin hizmetinizden ey iktidar, ey hükümet, memnun değil. Millet kararlı. Millet sizi tıpış tıpış evinize yollayacak. Olay bundan ibaret. Millet ne istiyor? Millet güvenilir, iş bilen, ahlaklı, ehliyetli yeni hizmetkarlar istiyor. Millet, ‘Benim sorunlarımı bu ehliyetli, büyük kadrosuyla ancak Millet İttifakı çözer’ diyor. Bunu buradan ilan ediyoruz. Göreceksiniz; biz de gelip çözeceğiz sizin her derdinize derman olmak için. Sizler şahit olun. Biz, milletimizin gözünün içine, Ata’mın gözü gibi bakmazsak namerdim. İşte bugün savaş tamtamları çalmaya gayret eden beyefendiler var. Sözüm ona adı bakan vesaire. Hazmedeceksin kardeşim, hazmedeceksin. Evine gidip, ‘Ben nerede hata yaptım’ diye aynaya bakacaksın. Kendine soracaksın. Gidin evinize, biraz da eşlerinize hizmet edin. Güle güle, güle güle; milletin sizden beklediği hizmet, artık bundan ibaret. Nokta. Bir seçimi ‘darbe girişimi’ olarak ilan etmek, darbeciliğin ta kendisidir. Demokrasiyi anlamamaktır. Demokrasiye ihanet etmektir. Buradan söylüyorum: Demokrasiye ihanet için uğraşanlar, ayağını denk alsın. İstanbul’u hatırlasın. Kimse bu aziz millete, 86 milyon insanımıza efendilik taslamasın. Bu hükümet, bu bakanlar istediği kadar seçimi bir savaşmış, bir darbeymiş gibi göstermeye kalksın.

“TEK BİLDİKLERİ BU: BÖL, PARÇALA, YÖNET”

Bu güzel ülkeyi, bu aziz milleti ayrıştırmaya başından beri doyamadılar. Bunların tek sloganı var: ‘Ayrışa ayrışa kazanacağız’ diyorlar. Tek bildikleri bu: Böl, parçala, yönet. Bunların yapmak istediği, ‘Millet ayrışsın, büyük parçayı ben alırım, koltuğumu korurum’ anlayışı. Tek düşündükleri bu. 14 Mayıs’ta millet hepsini değiştirecek, tam tersi bir slogan atacak: ‘Birleşe birleşe kazanacağız’ diyecek. Kendine hizmet edecek kadroyu seçecek. Başka hiçbir şey yapmayacak. Sizin hizmetinizden memnun olmadığı için de ne yapacağız? Bunların tıpış tıpış evlerine yollayacağız. ‘Yeter söz milletindir’ diyecek vatandaş. Çünkü bu aziz millet, kendisine hizmet edecek, güvenilir, yetenekli, ahlaklı ve yeni bir hükümet istiyor. Millet, ‘Benim sorunlarımı ancak Millet İttifakı çözer’ diyor. Milletin iradesi bu olduğunda, biz de yönetime gelip bu hükümeti yönetenlere, Cumhurbaşkanı’na diyeceğiz ki, ‘Sayın bakanlar, sayın Cumhurbaşkanı; 14 Mayıs’tan sonra ülke güçsüz kalır diye düşünmeyin. Gidersiniz evinize, eşlerinize hizmet edersiniz’ diyeceğiz onlara. Evlerine yollayacağız. Milletin sizden tek beklediği bu olacak. Gidin evinize, biraz ev işine yardımcı olun. Belki milletin halinden anlarlar. Pek ümitli değilim ama öyle yapacağız, evlerine yollayacağız onları.

“BİRİNCİ TURDA İŞİ BİTİRECEĞİZ”

Size bir şey söyleyeyim mi? Aramızda kalsın; 14 Mayıs’ta aynısı olacak. Biz hep ne dedik? Birleşe birleşe kazanacağız. Bu milleti barıştıracağız. 86 milyon insanı birbirinden ayıran, uzaklaştıran, savuran, ‘Bana oy verenlere abat, bana oy vermeyenler bertaraf olsun’ diyenlerin dönemi bitti. Biz diyoruz ki, ‘Bu seçimi bir parti kazanmayacak. Bu seçimi 86 milyon milletimiz kazanacak.’ Çünkü biz, demokrasiye inanıyoruz. Çünkü biz, bu milletin her evladına aynı gözle bakıyoruz. Burada gençlerimiz ‘Dokuzuncu ok benim’ diyor. İşte ‘Dokuzuncu ok benim’ diyen gençlere, biz bu memleketin evlatları olarak bakıyoruz. Bir avuç insanın evladına değil, 86 milyon insanın evladına hizmet etmek için geliyoruz. Millet ittifakı, Türkiye’de siyaseti değiştirdi. Siyasete iş birliğini, el birliğini, gönül birliğini ve dayanışmayı getirdi. 15 Mayıs’ta, işte bu anlayış iktidar olacak. Bundan sonra iktidarın adı, milletin iktidarı olacak. 86 milyon insanın iktidarı, ortak aklı, ortak duyguların ve ortak hedeflerin iktidarı olacak. Oylarımızı son limitine kadar Millet İttifakı’na vereceğiz. Birinci turda işi bitireceğiz. İnşallah. Cumhurbaşkanımız, 13. Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu olacak.

“86 MİLYONA HİZMET ETMEK İÇİN GELİYORUZ”

15 Mayıs sabahında, yeni ve güzel bir ülkeye uyanacağız. Devlet artık her şeye adalet gözlüğüyle bakacak. İnsana saygılı, merhametli, vicdanlı bir devletimiz olacak. Liyakatli, yetenekli, iş bilen, çözüm üreten bir hükümetimiz olacak, gece-gündüz çalışacak. Size söz, gece-gündüz çalışacağız. İnşallah bu ülkenin sorunlarını kökünden çözeceğiz. Türkiye’nin sorunlarını biz çözeriz. Çünkü biz, kimseyi zenginleştirmek için gelmiyoruz. Biz, 86 milyona hizmet etmek için geliyoruz. En doğusundan en batısına, en kuzeyinden en güneyine; ekonomiyi, eğitimi, sağlığı, dış politikayı çok iyi bilen sayısız isimler var içimizde. Biz, Özgür Başkanımla yıllardır bir yol arkadaşlığı yapıyoruz. Ben, onun işine olan tutkusuna saygılıyım, o benim işime. Bizim gibi bu ittifakın içinde çok güzel insanlar. Biz, çok güzel işler yapacağız. Bizim kadromuzda kim var biliyor musunuz bizim dışımızda? Siz varsınız, milletin evlatları var. Milletin liyakatli evlatları var. Bakın göreceksiniz, hep birlikte çalışacağız. Ekonomiye hızla istikrar ve güven kazandıracağız. Herkes önünü görecek. Herkes hesabımı kitabını yapabilecek. Dünden bugüne ekonomi savrulmayacak. İsraf düzeni bu ülkeden defolup gidecek, defolup gidecek. Size söz; iyi biliyorum ki 13. Cumhurbaşkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve bizler, Allah şahittir, bir tek kuruşunuza zeval getirmeyeceğiz. Milletin cebini hortumlayanların hortumlarını, söküp atacağız. İnşallah Türkiye, sağlıklı büyüme ve sosyal kalkınma yoluna girecek. Hızla refaha kavuşacak. Benim anneciğim biz bu sıkıntıları çözebilecek insanlarız. Yanlış yapar isek, yüzü kızaracak evlatlarız.

“TARIMA, ÇEVREYE, İNSANA ZARAR VERMEYECEĞİZ”

Tek tek şehirlerin bütün sorunlarına eğileceğiz. Akhisar’ın, Turgutlu’nun sorunlarına, oturacağız Besim ve Çetin başkanımla birlikte çözüm bulacağız. Sizlerle oturacağız, sizlerle konuşacağız. Şu meydana geleceğiz. Tarım alanlarının imara açılmasını engelleyeceğiz. Çiftçilerimize birebir destek vereceğiz. Tarım yağmalarının önündeki bütün o yağmalarını yapan insanların önünü keseceğiz. Özellikle ürününüzün hak ettiği değerden satılmasını sağlayacağız. Madenlere, jeotermal enerjiye ihtiyacımız var ama bu ihtiyacı planlı, prensipli, dünya ölçeğinde kurallara uygun bir biçimde sağlayacağız. Tarıma, çevreye, insana zarar vermeyeceğiz. Dengeli, adaletli, şeffaf politikalarla ilerleyeceğiz. Biz ne yapıyorsak, onu vatandaşımız görecek. Biz, milletin işiyle uğraşan insanlarız. Allah aşkına sizden gizli bir şeyimiz olabilir mi? Olmaz, olmamalı. Gelişmiş dünya, tarımla sanayi arasında nasıl bir denge kurmuşsa, tarımla sanayii nasıl ilişkilendirmişse, daha iyisini buralarda inşa edeceğiz. Enerji kaynaklarını ve çevreyi nasıl koruyarak yönetmişse, öyle yöneteceğiz, biz de yapacağız.

“SAYIN KEMAL KILIÇDAROĞLU’YLA EN ÇOK DEPREMİ KONUŞUYORUZ”

13. Cumhurbaşkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’yla en çok bu konuyu konuşuyoruz. En çok şehirleri güçlendirmeyi, depreme dayanıklı hale gelmesini konuşuyoruz. Bir dakikada on binlerce canımızı kaybettik. Şehirlerimizin bir daha böyle bir şey yaşamasını istemiyoruz. Bize onlarca yıl kaybettirdiler. Şehirlerimizin gelişmesinden, ulaşımından birçok konuya kadar, Türkiye’nin bütün şehirlerini dünyanın üst seviye çağdaş şehircilik düzeyine ulaştıracağız. Size söz veriyoruz. Hiç endişeniz olmasın. Bir şehirde depreme nasıl hazırlanılır, kentsel dönüşüm en hızlı nasıl yapılır; biz iyi biliriz. Yıllardır bu konuda Türkiye’nin en deneyimli insanlarıyla çalıştık. Daha dün İstanbul’da 253 konutluk bir kentsel dönüşüm sürecini tamamladık, tapularını dağıttık. Bugün, bu sabah, kentsel dönüşüm konusunda İstanbul’un en önemli projelerinden birinin temelini attık. İnsanlarımızın güvenli evlerde yaşadığında nasıl mutlu olduklarını biliyoruz. Can korkusu olmadan, sağlam evinde huzurla yaşamanın değeri paha biçilmezdir. Biz kentsel dönüşümü bir rant aracı değil, bir çıkar elde etme aracı değil, kesinlikle insanlarımızın güven içinde yaşaması gereken bir sorumluluk olarak görüyoruz. 6 Şubat’ı hiç unutmayacağız, unutturmayacağız. Bütün Akhisar’a, bütün Manisa’ya hepinizin huzurunda söz veriyorum.

“DEVLET YÖNETİMİ, YALANCI PEHLİVANLIK YAPMAYA GELMEZ”

Devlet, gücünü vatandaşa göstermek için değil, krizlere, afetlere ve sorunlara karşı güçlü olacak. Devlet, vatandaşına vicdanını gösterir, ahlakını gösterir, erdemini gösterir, şefkatini gösterir. Vatandaşını asla ezmez. Devlet yönetimi, yalancı pehlivanlık yapmaya gelmez. Dünyaya meydan okuyacaksın. Ekonomin güçlü ve istikrarlı olacak. Vatandaşın geliri bol, geleceği güvende olacak. Bir-iki başarı numunesi gösterip artıp, atıp tutmakla dünyada güçlü devlet olunmaz. Dünya, başka bir dünya artık. Milleti, devletiyle bütünleştirmeden güçlü devlet olunamaz. Yörük Mehmet’in memleketi Turgutlu, kimin yalancı pehlivan, kimin gerçek pehlivan olduğunu çok iyi anlar. Öyle değil mi? Biz artık bu sürecin sonuna yaklaşıyoruz. 14 Mayıs’ta krizleri, afetleri, bu milletin bütün dertlerini tuş etmeye geliyoruz. Devleti hızlıca toparlamaya geliyoruz. Devletimizi yeniden kurumları güçlü, kuralları olan, kanunları güçlü bir devlet haline getireceğiz. Hesap verebilir bir devlet olacak devletimiz. Devlet idaresinin her işlemini denetlenebilir kılacağız. Kamu idaresini gösterişten ve şatafattan uzak tutacağız. Meclisi, eski gücü ve itibarına kavuşturacağız. ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ yazan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni eski gücüne kavuşturacağız. Kimseyi aç ve açıkta bırakmayacağız. Fırsatlarda eşit, imkanlarda adil bir toplum olacağız. Kimsenin hayat pahalılığı karşısında ezilmesine izin vermeyeceğiz. Bu ülkeye yıllarca emek vermiş emeklilerine, özel hizmetler yapacağız. Cumhurbaşkanımız ne dedi? Emekliye önümüzdeki Kurban Bayramı’nda 15 bin lira vereceğiz. Konut ve kira fiyatlarını normalleştireceğiz. Öğrencilerin barınma ve burs sorununu biz çözeceğiz.

“BİRLEŞE BİRLEŞE YÖNETECEĞİZ”

İnsanların hayata tutunabilmesi lazım. ve bunun için çok çalışmamız lazım. En hızlı şekliyle, insanlarımızın her türlü ihtiyaçlarını karşılamamız lazım. Bahsettiğim meselelerin tamamı bu meselelerdir. Biz, sizin her derdinizin yanınızda olacağız. Hiçbir safhasında asla ve asla rant meselesini gündemimize koymadan, milletini düşünen bir yönetim olarak başa geliyoruz. 14 Mayıs’tan sonra, işte bu anlayışla Akhisar’ı, Manisa’nın bütün ilçelerini geliştirmeye geliyoruz. Türkiye’nin her noktasını, inşallah yeni hükümetimizle, 13. Cumhurbaşkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’yla temel atmalara, açılışlara, memleketin tarımını, sanayisini ayağa kaldırmaya, işsizliği yok etmeye geliyoruz. Bu ülkede herkes mutlu olacak. Bu ülkede herkes huzurlu olacak. Bu ülkede herkes dayanıklı binalarda, şehirlerde huzur içinde yaşayacak. Millet İttifakı’nın iş yapmaktan, çözüm üretmekten başka hiçbir amacı yok. Biz bu ülkede hak, hukuk ve adaletin hakim olmasını istiyoruz. İşte bu kadar. ‘Birleşe birleşe kazanacağız’ diyoruz ya; biz aynı zamanda birleşe birleşe yöneteceğiz. Milletin hükümeti, milletin en liyakatli kadrolarından oluşacak. Benim sevgili dostum Özgür Özel Başkanımla yan yana durduğumuzda o gördüğünüz fotoğrafı çok büyüteceğiz. İktidarı, milletle paylaşacağız. Herkes bu ülkenin sahibi olduğunu hissedecek. 14 Mayıs’ı şöyle tarifliyoruz: Bir kişi evine dönecek, 86 milyon huzura ve refaha erecek. İşte bu kadar. Şu parti, bu parti değil, milletin vicdanı galip gelecek. Size bir şey daha diyeyim mi Sevgili Akhisarlılar? Her şey vallahi de billahi de çok güzel olacak.

ÖZEL: “ARTIK SORUNLARIN HER BİRİSİNİ ÇÖZMEK İÇİN VARIZ”

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de iki ilçede yaptığı konuşmalarda şunları söyledi:

“Biz, siz bu meydanda çok buluştuk, çok konuştuk. Bu meydanda sizin derdinizi, tasanızı çok dile getirdik. Artık sıkıntıları dile getirmek için değil, zeytincinin talebini haykırmak için değil, köylünün sorununu, esnafın sorununu, emeklinin sorununu konuşmak için değil, artık her birisini teker teker çözmek için varız, çözmek için varız. Bundan sonra Cumhurbaşkanı Yardımcılarımız, Millet İttifakı partilerinin sayın genel başkanları, sorunları çözmek için uğraşacaklar. Bunun için geldik buraya. Kim çözecek bu sorunları? Elbette vekillerimiz olacak. Beş ittifak ortağı partimizin genel başkanları, cumhurbaşkanı yardımcıları olacak. ve iki evladımız; sağ tarafta Mansur Yavaş, sol tarafta Ekrem İmamoğlu olacak. Pazartesi günü hem Ekrem Başkan hem Mansur Başkanla birlikte, Manisa’da Cumhuriyet Meydanı’nda bir kucaklaşmaya gidiyoruz. O kucaklaşmada hepimiz varız. Hepiniz varsınız. ve partimizin Genel Başkanı, 13. Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu var. Şimdi sizden Ekrem İmamoğlu’na Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak, Mansur Yavaş’a Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak, Meral Akşener’e Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak, bütün ittifak partilerimizin liderlerini Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak ve Kemal Kılıçdaroğlu’na Cumhurbaşkanı olarak destek istiyorum. Onları size, sizi de Allah’a emanet ediyorum.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir