BlackBerry Telefonlara Ne Oldu?

iPhone macerasının başında çoğu pazara hakimiyet kuran Apple, beklenmedik bir şekilde bu başarısını birkaç yıl Kuzey Amerika’da gösterememişti. BlackBerry isminde küçük dizüstü bilgisayarları anımsatan akıllı telefonların arkasındaki Kanada merkezli RIM şirketi, Apple’ın sektörde rekabet etmesi gereken önemli bir oyuncuydu. Günümüzde ise adını farklı kulvarlarda gördüğümüz BlackBerry markası, geçmişte akıllı telefon alanında nasıl söz sahibi oldu? Dilerseniz bu hikayeyi en başından ele alalım.

RIM olarak da bilinen Research In Motion, telekomünikasyon teknolojisine odaklanmış nispeten küçük bir şirketti. 1996 yılında RIM, deyim yerindeyse tuğla büyüklüğündeki cep telefonlarına göre daha uygun ve kullanışlı bir alternatif olabilecek [email protected] Pager 900’ü piyasaya sürdü. Bu ürün, çift yönlü bir çağrı cihazıydı. 80’ler ve 90’larda cep telefonları pek yayın değilken oldukça rağbet gören çağrı cihazlarıyla hat numarası üzerinden birkaç karakterlik mesaj alabiliyordunuz. Zaten bu ürünlerin en büyük handikapı da tek yönlü bir iletişim sunmasıydı. RIM, pazardaki bu eksikliği görüp [email protected] Pager 900’ü mesajları hem alıp hem gönderebilen bir yapıda tasarlamıştı. Minyatür bir dizüstü bilgisayarı andıran cihaz döneminde çok beğenildi.


[email protected] Pager 950 & 900 – Kaynak: Vintage phones archive

İlk ürünün geliştirilmiş versiyonu niteliğinde [email protected] Pager 950 1998’de karşımıza çıktı. Avuç içine sığan tasarımıyla kompakt hale gelen yeni Pager, 132 x 65 çözünürlükte bir ekran, Q klavye, bilgisayarlardaki farenin işlevine benzer bir kaydırma tekerleği ve e-posta desteği gibi özelliklere sahipti. Ayrıca hepimizin duyduğu BlackBerry kavramı da bu cihazla birlikte doğdu. Zira İ[email protected] Pager 950’nin klavye tuşları böğürtlene benzediğinden bahsettiğimiz model daha sonradan BlackBerry olarak isimlendirilmişti. Öte yandan, RIM’ın çıkaracağı diğer tüm ürünlerin ismi artık BlackBerry olarak anılmakla beraber, imzası ise bu klavye tasarımı olacaktı.

2000’li yılların başında cep telefonlarından önce gelen farklı bir konsept yaygındı: Cep bilgisayarları. Taşınabilir boyutlarda dokunmatik ekranlı bu cihazlarla; not almak ve iletişim kurmak için isim, adres, e-posta bilgilerini saklamak mümkündü. Kişisel dijital asistan olarak tanıtılan bu ürünler, yaklaşık dört yıl ideal bir deneyim sunmuş olsa da eksiklikleri zaman içerisinde kendini belli etmeye başlamıştı. Cep bilgisayarları yapıları itibarıyla iletişim kurmaya elverişliydi ve bu niteliklerini artık ileri bir kademeye taşımaları gerekiyordu. Cep telefonuna dönüş ise tam bu noktada sesli iletişim kazanımıyla yaşandı.

2002’ye doğru cep telefonları, gelişimi daha somut bir sektör haline gelmişti. RIM de bu pazara BlackBerry 5810 modeliyle ilk adımını attı. RIM şirketinin kurucusu Mike Lazaridis’in, cep bilgisayarlarının telefonlarla birleşeceği ön görüsünden hemen sonra raflarda yerini alan BlackBerry 5810, “Her Zaman Açık, Her Zaman Bağlı” sloganıyla pazarlandı. Cihaz, yerleşik bir mikrofonu ve hoparlörü olmadığından görüşme yapmak için bir kulaklık gerektirmesine rağmen büyük bir kullanım oranına ulaştı.


BlackBerry 5810 ve Quark – Kaynak: Vintage phones archive

İlk cep telefonundan bir sene sonra RIM, kullanıcılardan aldığı geri dönüşlerle BlackBerry Quark’ı tanıttı. Kulaklık takılı olmadan görüşme yapabildiğiniz ilk BlackBerry telefon olarak da anılan bu cihazın, 160 x 100 çözünürlüğünde siyah beyaz ekranı, 2 MB RAM ve 16 MB depolama kapasitesi vardı. Quark, cep bilgisayarcılığında zirveye oynayan Palm şirketinin Treo serisiyle de uzun süre rekabet etti.

2002’nin sonlarına doğru çok sayıda renk seçeneği ve daha yüksek çözünürlüklü ekranla BlackBerry 7000 serisi piyasaya sürüldü. İlerleyen süreçte BlackBerry 7000’nin geliştirilmesiyle tasarım açısından keskin hatlara geçiş, dönemin çok daha minimal hale gelen cep telefonlarına karşı gerçek bir rakip olma potansiyeline sahip Charm serisini doğurdu. Aynı zamanda BlackBerry’nin ilk defa Bluetooth’la buluştuğu bu ürün ailesi, cep telefonlarındaki tuş takımı karmaşasını ortadan kaldıran önemli bir yenilik sundu. SureType ismindeki bu tasarım anlayışı, kullanıcıların bilgisayar klavyelerine olan aşinalığını cep telefonlarına taşıyan mihenk taşıydı.


BlackBerry Charm – Kaynak: Vintage phones archive

O zamanlar piyasadaki çoğu telefon, üç veya dört harfin 1’den 9’a kadar sıralanmış tuşlara alfabetik şekilde atandığı T9 (Text on 9 keys) dizilimiyle gelirken SureType’ta ise her tuşta sadece iki harf bulunan Q klavye düzeni hakimdi. SureType’ın bu yapısı sayesinde cihazın yaptığı kelime önerileri de çok başarılıydı ve böylece söz konusu tasarım hızlı bir şekilde benimsendi. Öyle ki BlackBerry telefonlara bağımlı olan kullanıcı sayısında yaşanan olağanüstü artışla bu kişilere CrackBerry lakabı takılmıştı.


BlackBerry SureType ve T9

Cep bilgisayarlarının iş dünyasına yönelik olması sebebiyle ilk cep telefonları da bir süre bu çizgide ilerledi. En sonunda pazarın doygunluğa ulaştığını fark eden üreticiler, ürünlerini günlük kullanıma uygun hale getirmeye başladı. Windows Mobile tabanlı Motorola Q ve bazı Treo ile Nokia modelleri ana akıma hitap etmeye başlayınca RIM, harekete geçerek 2005 ile 2007 yılları arasında BlackBerry Electron, Pearl ve Curve serilerini çıkardı. Bu cihazlar daha kaliteli ekran, artırılmış bellek boyutu, kamera, microSD kart yuvası, Wi-Fi, multimedya ve belki de en önemlisi yerleşik sohbet yazılımı olan BlackBerry Messenger (BBM) gibi gelişmeleri beraberinde getirerek BlackBerry markasını şüphesiz bambaşka bir konuma taşıdı.

BlackBerry telefonlar, SMS yoluyla mesajlaşmanın son derece popüler olduğu dönemde hayatımızdaydı. O zamanlar WhatsApp, iMessage ve Telegram tarzında standart iletişim seçenekleri yok iken RIM, 2005 yılında SMS’in bazı dezavantajlarını ortadan kaldıracak yeni bir platform kurdu: BlackBerry Messenger. Kısaltması BBM olan bu sistem, kullanıcıların gönderdiği mesajların ne zaman karşı tarafa ulaştığı ve okunduğu bilgisini gösteren ilk sohbet uygulaması olarak tarihe geçti. Ayrıca SMS’in mesaj başına ücretine kıyasla BBM çok daha uygundu. Zira, mobil operatörler e-posta, mesajlaşma ve diğer internet gerektiren hizmetler için BlackBerry’ye özel paketleri sabit bir fiyata satıyordu.

İsminden de tahmin edebileceğiniz üzere BBM, uzun zaman boyunca BlackBerry telefonlara özel bir platformdu. Kullanıcıların daha önce eşi benzeri görülmemiş bir topluluğa katılması için BlackBerry markalı cihaz satın almasını teşvik eden bu iş modeli, uzun vadede büyük başarı elde etti. RIM’in paylaştığı verilere göre BBM’in, Mayıs 2011’de dünya çapında 43 milyon aktif kullanıcıya ulaşması, BlackBerry markasının gücünü gösteren önemli bir gelişmeydi.

Steve Jobs’ın telefon tanımını tamamen değiştireceğine inandığı iPhone, 2007 yılında karşımıza çıktı. Dönemi için devasa sayılan dokunmatik ekranı ve gelişmiş yazılımıyla herkesi heyecanlandıran bu cihaz, BlackBerry’nin tahtını sarsmış olsa da hemen yerinden edemedi. Zira iPhone’nun bazı dezavantajları olmakla beraber, BlackBerry’nin ise güçlü bir noktası vardı.

İlk iPhone, o zamanlar adı yeni duyulan AT&T’ye özel bir üründü ve bu durumdan dolayı pek çok kişi alışılmadık bir deneyim pahasına operatörünü değişmeye yanaşmadı. Ayrıca, tüketicilerin büyük bir kısmı hızlı mesajlaşma için dokunmatik ekrandan ziyade fiziksel klavyeyi daha kullanışlı buluyordu. BlackBerry’nin en büyük artısı ise pazarda tekel olabilecek kadar yüksek güvenlik standartlarına en başından beri sahip olmasıydı. RIM’in güvenliğe verdiği bu öncelik sayesinde BlackBerry’nin başta kamu ve kurumsal alanlar olmak üzere geniş kitlelere yaygınlaşması elbette şaşırtıcı değil.

Apple’ın cep telefonlarına kazandırdığı yeni soluk bambaşka bir devrin kapılarını aralarken, diğer şirketler de dokunmatik cihazlara ve bunlara uygun yazılımların geliştirilmesine ağırlık vermeye başlamıştı. 2008’e doğru iPhone’un hızlı yükselişine karşı harekete geçen RIM, iki farklı girişimde bulundu: İlki, tüketicileri hedefleyen Curve serisinin üst segment haline geldiği Bold ürün ailesiydi. Nitelik açısından adeta seviye atlayan Bold modeller, karbon fiber ve metal alaşımlı kasalarıyla çok dikkat çekmişti. RIM’in diğer bir atılımı ise dokunmatik ekranlı ilk BlackBerry cihaz olan Storm’du. Hem konsept hem uygulama açısından hayal kırıklığı olan bu telefon, krizin kapıda olduğunu göstermişti.

Storm, SurePress teknolojisiyle iPhone’dan tamamen farklıydı. Çünkü ekrana dokunmak yerine bir tuş gibi basmanız gerekiyordu. Böylece klavyeli telefon hissiyatı yaratılmakla beraber, kullanım veya taşıma esnasında yanlış dokunmalar da engellenmiş oluyordu. Ancak SurePress, ne bir dokunmatik ekranın duyarlılığına ne de fiziksel tuşların doğruluğuna sahipti. Cihazın ortasında sadece bir adet basınç sensörü olduğundan ekranın her kısmı hassas değildi. Söz konusu sensör teknik açıdan da problemli olduğu için çok sayıda iade ve değişim süreci yaşatan Storm, ayrıca işletim sistemindeki hatalarından ötürü RIM’ın büyük kayıpları arasında yer aldı.

İlk dokunmatik BlackBerry’nin hatalarından ders çıkaran RIM, ertesi yıl Storm 2’yi tanıttı. Bu sefer ekranın her köşesine yerleştirilen piezoelektrik basınç sensörüyle daha iyi bir deneyim sunan yeni telefon, iyileştirilmiş yazılım ve Wi-Fi desteği gibi ilavelerle kullanıcıların beğenisini kazanmıştı. Toparlanma süreciyle birlikte RIM, 2009’un sonunda Apple’ın %25, Microsoft’un %16 ve Google’ın %7’lik pazar payına kıyasla ABD’de %43’lük bir kesimi elinde tutuyordu.

2010 yılını cep telefonu kavramının akıllı telefonlara evrildiği dönem olarak nitelendirmemiz mümkün. iPhone 4, Samsung Galaxy S, HTC Desire gibi popüler cihazlar dokunmatik telefonları bir norm haline getirirken sektördeki rekabet artık işletim sistemleriyle devam ediyordu. iOS ve Android arasındaki süregelen yarışın dışında kalan RIM, yeni telefonuna rağmen dokunmatik ekran furyasına tam manasıyla ayak uyduramadı.

BlackBerry Torch 9800, ilk bakışta Storm modellerine benzese de dokunmatik ekranına kızaklı Q klavye eşlik ettiğinden piyasadaki diğer ürünlerden ayrışıyordu. SurePress’in başarısızlığı sonrasında rakipleri gibi normal dokunmatik ekrana geçiş yapan RIM, yazılım tarafına da yatırım yaparak Torch 9800’e gelişmiş sosyal medya entegrasyonuyla birlikte; iOS ve Android’le kıyaslanabilecek kadar iyi bir internet tarayıcısı ekledi. Aslında cihazın adı da bu tarayıcıdan geliyor. Zira RIM, Webkit tabanlı internet tarayıcısı geliştirmek için bu konuda uzman olan Torch Mobile şirketini 2009’da satın almıştı.

Yeni modellerle ürün gamı genişleyen BlackBerry, en son 2010 yılında ABD’de 22 milyon kullanıcıya ulaştıktan sonra bu sayı yavaş yavaş azalmaya başladı. RIM, mali açıdan ayakta kalabilmek için Afrika gibi gelişmekte olan pazarlara açılarak büyümeye devam etti.

Akıllı telefonlar; kullanıcıların da benimsemesiyle şirketlerin var olmak istediği bir alana dönüşmüştü. Apple ise bu sektörü daha da büyütecek bir harekette bulunup 2010 yılında iPad’i tanıtınca teknoloji iki kola ayrılmıştı: Bilgisayar ve mobil. iPad’den birkaç ay sonra BlackBerry imzalı ilk ve tek tableti gördük. 7 inç ekran, 1080p video kamera ve hiç beklenmedik bir şekilde Adobe Flash Player desteğine sahip olan PlayBook; e-posta, takvim, BBM ile çeşitli uygulamalar için BlackBerry telefon gerektirdiğinden topa tutulsa da büyük indirimlerle satılması avantajıyla ülkemiz dahil çoğu yerde ilgi görmüştü.

Ve en sonunda 2011’deki istatistiklere göre iPhone, BlackBerry’yi geride bırakarak ABD’deki en popüler akıllı telefon olmayı başardı.

ABD’deki hakimiyetini Apple’a kaptırmasına rağmen dünya çapında BlackBerry kullananların sayısı 80 milyon gibi rekor bir seviyeye ulaşsa da bu başarı, Afrika ve Orta Doğu’da eski telefonlara olan aşırı talep sayesinde gerçekleşmişti. Diğer ülkelerde rakip modeller yavaş ama emin adımlarla BlackBerry markasının önüne geçiyordu.

2011’ın yazında RIM, gelir kayıplarından dolayı bünyesindeki 2.000 personeli işten çıkardı. Firmanın üstündeki kara bulutlar dağılmamıştı; çünkü aynı yılın Ekim ayında BlackBerry cihazların gücü olarak bilinen BlackBerry Internet Services (BIS) hizmetinde çok büyük bir kesinti baş gösterdi. Sadece BlackBerry kullanıcılarının dahil olduğu hızlı ve güvenli BIS ağındaki teknik sorunlar yüzünden 91 ülkede günlerce BBM ile e-postaya erişim sağlanamadı.

Tüm bu yaşananların ardından RIM, yeniden toparlanabilmek için artık eskiyen BlackBerry OS yerine tıpkı PlayBook tabletindeki gibi QNX tabanlı yeni bir işletim sistemine sahip telefonlar çıkaracağını duyurdu. QNX’ten hareketle yeni yazılım BBX olarak anılsa da telif hakkı ihlali nedeniyle en son BlackBerry 10 isminde karar kılındığını hatırlıyoruz. Ancak şirket içindeki bazı pürüzlerden ötürü yeni telefonların çıkışı 2012’nin ikinci yarısında ertelenmiş, bu doğrultuda RIM hisseleri de feci bir düşüşe sahne olmuştu.

RIM’den farklı olarak diğer akıllı telefon üreticileri, çalışmalarını tam gaz sürdürüyordu. Kısa sürede zenginleşen uygulama kataloğu, Android ve iOS cephesini genişletirken, günümüzde kullandığımız sohbet uygulamaları da yavaş yavaş hayatımıza dahil oldu. Özellikle WhatsApp’ın sunduğu platform fark etmeksizin ücretsiz ve hızlı mesajlaşma olanağı, BBM’i gözden düşürmüştü. Uzun zaman boyunca BlackBerry ürünlerin en büyük tercih sebebi sayılan mesajlaşma hizmeti da darbe almaya başlayınca istifa haberleriyle karşılaştık.

2012’nin başında RIM’in iki CEO’su Mike Lazaridis ve Jim Balsillie şirketten ayrıldı. Yaşanan kaos sonrasında yeni gelen CEO Thorsten Heins, BlackBerry 10 işletim sistemli telefonlarının tekrardan ertelenerek gelecek yıl çıkacağını açıkladı.

RIM’in son kozu olarak da bilinen BlackBerry 10 ailesinin ilk iki üyesi 30 Ocak 2013 tarihinde görebildik. Kendine has tarzını yansıtan Q klavyeli Q10 ile akıllı telefon tanımına daha uygun duran tam dokunmatik ekranlı Z10; markayı tekrardan gün yüzüne çıkarmıştı. Yönetim, tüketici alışkanlıkları ve değişen pazar dinamiklerine uyum sağlayabilmek adına Z10’a modeline odaklandı. Daha önemli bir gelişme ise yeni ürünlerin lansmanı sonrası RIM isminin BlackBerry olarak değiştirilmesiydi. Bu ortak kararla şirketin tüm olumsuzluklara rağmen varlığını sürdüreceği mesajı verilmişti.

BlackBerry Q10 ile Z10’nun satışları tahminlerin oldukça altında seyretti. Bunun temel nedeni potansiyel kullanıcıların Android ve iOS ekosistemine koşulsuz bağlı olmasıydı. Facebook, Twitter, Instagram, YouTube gibi büyük mecraların iki ana işletim sisteminde sorunsuz bir deneyim vadetmesiyle beraber her geçen gün büyüyen uygulama yelpazesi, hem tüketicileri hem geliştiricileri cezbediyordu. Böyle bir ortamda hiç kimse BlackBerry cihazlarla kendini kısıtlamak istemedi.

Söz konusu gidişatın bir sonucu olarak 2013 sonbaharında şirket, 4500 kişiyi işten çıkardı ve Thorsten Heins’in yerine günümüzde de BlackBerry’nin CEO’su olan John Chen göreve geldi. Ertesi yıl niş bir cihazla ilgileri üzerine çekmeyi başaran BlackBerry, dokunmatik ekranı Q klavyeyle daha uyumlu hale getirdiği Passport modelini piyasaya sürdü. Kare tasarımıyla pek çok incelemede Sünger Bob olarak anılan ürünün Q klavyesini TouchPad olarak da kullanabilmek herkesin hoşuna gitmiş, 200 binlik stok 2 gün içinde tükenmişti.


BlackBerry Passport, Classic, Priv Modelleri

BlackBerry’nin kendi işletim sistemine sahip son telefon olan Classic, geçmişteki tarzın Q10 modeliyle bir araya getirilmiş haliydi. 2015 yılında çıkan BlackBerry Priv ise şirketin ilk Android telefon denemesi olarak tarihe geçti. 2560 x 1440 çözünürlükteki dokunmatik ekranı ve Trackpad özellikli kızaklı klavyesiyle Priv, pahalı fiyatından dolayı çok tepki topladı ve BlackBerry’nin kendi ürettiği son telefon oldu.

Android girişimi de sonuçsuz kalan BlackBerry, 1000 personelini daha işten çıkardıktan sonra, sektördeki varlığı korumak amacıyla Çin merkezli TCL’le anlaşıp, bazı Alcatel modellerini özelleştirerek DTEK serisini tanıttı. Sadece 200 bin civarı satılan bu telefonlarla şirketin küresel pazar payı yüzde 0.1’e bile ulaşamadı. Bu hazin sondan sonra BlackBerry, resmi olarak piyasaya başka telefon sunmadı. Ancak marka ismi bir süre daha yaşamaya devam etti.

2017’de TCL, BlackBerry Mobile adı altında dokunmaya duyarlı bir Q klavyeye sahip ve boşluk çubuğunda parmak izi sensörü bulunduran BlackBerry KeyOne’ı çıkardı. Modern bir tasarım çizgisiyle kullanıcıların fazlasıyla beğendiği KeyOne, yıl sonuna kadar 850 bin adet satıldı. Devamında Key2 modelini de satışa sunan TCL, 2020 yılında sözleşmeleri sona erdiği BlackBerry cihazların satışını durduracağını açıkladı.


BlackBerry KeyOne ve Key2

TCL macerasından BlackBerry, sektöre tekrardan katılmak için en son 2020’de OnwardMobility adlı bir girişimle anlaşmaya vardı. Günümüz standartlarına ayak uydurabilecek 5G bağlantılı yeni bir BlackBerry beklerken geçen yıl Şubat ayında OnwardMobility, projenin iptal edildiğini duyurdu. Zira BlackBerry yönetimi, aniden mobil teknolojilerle ilgili tüm patentlerini 600 milyon dolara satarak geçmişinden uzaklaşmaya karar vermişti.

Böyle bir hikayenin sonunda bu şirketin battığını düşünmüş olabilirsiniz fakat tam aksine BlackBerry, üç binden fazla çalışanıyla siber güvenlik konusunda uzmanlaşmış bir yazılım devine dönüştü. Hatta geçen yıl elde ettiği 500 milyon dolarlık kâr, BlackBerry’nin bu alandaki başarısını gözler önüne seriyor. Ayrıca, BlackBerry 10 işletim sisteminin temelini oluşturan QNX’in de sayısız otomobile hayat verdiğini biliyoruz.

Bir zamanlar mobil tarafta rüzgar gibi esen BlackBerry’nin tüm serüvenini siz okurlarımızla beraber irdelemiş olduk. Peki sizler ne düşünüyorsunuz? Geçmişte hangi BlackBerry cihazları kullandınız? Yorumlarınızı bizlerle paylaşmayı unutmayın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir